Anasayfa Reddiyeler Cinsî Münâsebette Ters İlişki
Cinsî Münâsebette Ters İlişki PDF Yazdır
Fatih KALENDER tarafından yazıldı.   
CİNSÎ MÜNÂSEBETTE TERS İLİŞKİ
Fatih Kalender
بِسمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِم
Şî‘a İmamlarından Humeynî’yi se­ven ve ona sempati du­yan, ancak hakkında faz­la bil­giye sâhip ol­ma­yan birinin, Humey­nî’nin cin­sel birleşimde ters ilişkiye cevaz verdiğini öğ­rendiğinde şaşkınlığa kapılarak, bu konuda sor­duğu soruya, İs­la­moğlu’nun kendi internet si­tesinden verdiği cevâbı aynen aktarıyoruz:
“Aziz mümin,
Bu yaklaşım tam da "İmam Şafii kişinin öz kızıyla zinasının caiz olduğuna fetva veriyor" demek kadar kendini bilmezce, alçakça ve art niyetlidir.
Evet, Şafii, kişinin zinadan olma kızıyla nikâhlanmasına cevaz verir. Bu cevaz bizce de yanlıştır. Fakat Şafii'nin usulünden kaynak­la­nır. Şimdi biri kalkıp "Şafii, kişinin kızıyla ev­lenmesi caizdir diyen bir adamdır" derse ter­bi­yesizlik etmiş olmaz mı? İşte Ayetullah Humey­ni için denilen de tam buna benzer. Bu, Aye­tul­lah Humeyni'nin icat ettiği bir şey değil ki.
Ta İbn Abbas'ın öğrencisi Ikrime "kadın­larınız sizin tarlanızdır, tarlanıza nere­den­/nasıl ister­seniz öyle varınız" ayetini her­hangi bir sınır­la­ma olmadığı şeklinde yorumlamış, Ehl-i Beyt Okulu genellikle bu yorumu benim­semiş, Ehl-i Sünnet okulu ise bu yaklaşıma iti­raz etmiştir.
Şöyle ki: Tarla ürün veren yerdir. Dola­yısıyla tarla denilmeye, rahme açılan ka­dınlık uzvu layıktır ve ayet örtülü olarak onu kas­tet­miştir.
Zira dölyolu ancak "tarla" vasfını al­maya la­yık­tır. Diğer yol için insan ürünü olan ço­cu­ğun doğumunda rol oynamadığı için "tar­la" deni­le­mez.
Dolayısıyla ayette kapalı olarak kas­te­dilen "tenasül organıdır" ve ayetin açılımı da "kadınlarınız sizin nesillerinizin tohumunu ekip o tohumun mahsulü olan çocuklarınızı hasat ettiğiniz tarlanızdır; o tarlaya tenasül yo­lundan olmak şartıyla, hangi pozisyonda, hangi yön­den, hangi usulle varırsanız varın, bu sizin bi­leceğiniz iştir" denilmiştir.”
İslamoğlu cevabının sonunda da:
“Bu, ilmi bir mevzudur. Farklı mezhep­ler­deki Alim ve fa­kihlerin kendi aralarında tartış­tıkları ve ihtilaf ettikleri bir meseleye böylesine basit, sığ ve bu­ram buram mezhep holiganlığı kokan bu çirkin yaklaşım merduttur, edep­sizlikdir, verdi­ğim Şa­fii örneğinde olduğu gibi­dir.” diyerek birkaç cümleyle beraber cevabını bitirmiştir.
Yukarıda naklettiğimiz Mustafa İslamoğ­lu’nun cevabı
www.mustafaislamoglu.com/388_Cinsel-Iliskide-Arkadan-Yaklasma.html  adresinden değiştirme yapılmadan ay­nen alınmıştır. Şimdi bu bâtıl görüşü reddetmek üzere deriz ki:
 
Bismillâhirrahmânirrahîm
Mustafa İslamoğlu’nun kendi sitesinde ya­yımladığı cevâbı ve bu cevaptaki ifâdelerini redde başlamadan önce şunu ifâde etmek iste­riz; bizim şahısların şahsiyetlerine hakāret etme gibi bir ahlâkımız yoktur. Zâten inancımızın da bu türlü ahlâkı yasakladığı bilinmektedir.
An­cak şahısların sâhip olduğu fikirlerin ve bu düşünce bazındaki söylemlerinin doğru ol­madığını ve ilimsizlik, bir de kime güvenilip tâbi olacağını bilememek sebe­biyle Ehl-i Sün­net mensupları arasında bu yanlış fikirlerin kabul gördüğünü ve kafaların karıştığını müşâ­hede ettiğimizde, el­bette bunlara cevap ver­me­nin dînî vazîfemiz olduğu da unutulmaması ge­reken bir gerçektir.
Evvelâ şunu ifâde edelim ki; İslamoğlu her zamanki âdeti üzere, cin­sel ilişkide ters yo­lu kullanma konusunda net olarak kendi görü­şünü beyân etmeyip sanki bu konu fazla önem arz etmeyen, Hanefî-Şâfi‘î arasındaki ihtilaflı herhangi bir konuymuş gibi meseleyi basit­leş­tirerek ortaya koymuştur.
 Hâlbuki Hane­fî­ler­den ez-Zeyla‘î (3/181), Mâlikîlerden ed-Düsûkî Hâşiyesi (4/314), Şâ­fi­‘­îlerden Muğni’l-muhtâc (4/144), Hanbe­lî­lerden Keşfü’l-kınâ‘ (6/94) ve el-Muğnî (16/40) gibi hak olan dört mezhebin muteber fıkıh kitaplarında cin­sel ilişkide makatı kullanmanın haram oluşu açıkça belirtilmiştir.
Yâni dört mezhep bu konuda ittifak et- mişlerdir. Hat­tâ bunu yapan kişilere yerine göre tâzir cezâsını bile gerekli kılan mezhepler olmuştur. Biraz önce zikrettiğimiz kaynaklara bakıldığında bu­nu görürüz.
Ayrıca bu konudaki ittifâkı sâdece yu­ka­rı­daki kaynaklar değil, mezhep kitap­la­rı­nın he­men hemen hepsinde görmemiz müm­kün­dür. Cinsel ilişkide ters yaklaşma fiilinin yasaklığını ifâde eden birçok hadîs-i şerîf ol­du­ğu gibi, sahâbeden ve tâbi‘înden de birçok na­kil vardır. Bakınız:(Abdürrazzâk, el-Musan­nef, no:17069-17080; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef, no:20952-20959; Ebû Dâvûd, no:2164, Sahih İbni Hibban, no:4203, İbni Mâce, no:1923)
İslamoğlu cevâbında; İbni Abbâs (Radı­yal­lâ­hu Anhümâ)nın öğ­rencisi Ikrime (Radıyallâhu Anh)ın, Bakara Sûresinin 223. âyet-i kerîmesinin:
﴿ نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ ﴾
“Ka­dınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanı­za ne­re­den/nasıl isterseniz öyle varınız” cümlesini: “Cinsel ilişkide bir sınırlama yok­tur” şeklinde yorumladığını söylemiştir.
Hâlbuki İslamoğlu’­nun naklinin hilâfına İbni E­bî Şeybe“el-Musannef”inde Ikrime (Radıyallâhu Anh)ın: “Kişi hanımına arka yoldan yaklaşmaksızın, ister oturarak, ister ayakta, her halde yaklaşabilir” dediğini nakletmiş­tir (no:16­929).
Ikrime(Radıyallâhu Anh)dan gelen bu rivâ­ye­ti, yâni kadına arka yoldan yaklaşmanın ha­ram oluşu hakkındaki rivâyeti “et-Taberî”, “İbni Ke­sîr”, “el-Beğavî” ve “ed-Dürru’l-Mensûr” gibi tefsir­lerde de görmemiz mümkündür. 
Kevserî(Rahimehullâh)ın gerek “Makālâtın­”da ve ge­rek “Fıkh-u ehli’l-Irâk”ında ifâde ettiği gibi, İslâm adına fetvâ verecek birinin, sahâ­be, tâbi‘în ve tebe‘i tâbi‘înin görüşlerini nakle­derken şu kaynaklara bakmadan fetvâ ver­mesi doğru de­ğildir ki, bu kaynaklarda; Ab­dürrezzâk(211) “el-Musan­nef”, İbni Ebî Şey­be(235) “el-Musannef”, Sa‘îd b. Mansûr(229) “es-Sünen”, Vekî‘(197) “el-Mu­sannef”, Bey­hakî(458) “es-Sünen”, İbni Ab­dilberr(463) “et-Temhîd” ve “el-İstizkâr” gibi eserlerdir.
Eski Mısır müftülerinden ve Ezher Şeyh­lerinden olan Muhammed Bahît el-Mutî‘, “Ru’yetü’l-hilâl”le alâkalı yazmış olduğu risâ­lesinin son kısmında şöyle buyurmaktadır:
“Usûl-ü hadis ilminde, hadis metninin sıh­hati için nasıl ki senedin ittisali ve senedi oluş­turan râvîlerin halleri araştırılıyor ve o doğrul­tuda hadisin metni için “Sahih”, “Zayıf” veyâ “Mevzû”dur deniyorsa, fakihe nispet edilen bir sö­zün sıhhat veyâ adem-i sıhhatinin tespiti için rivâyet zinciri göze­til­melidir. Yâni bir hadîs-i şerîf hakkında yapılan tahliller o­lan ihtimaller fakihin kavli için de geçerlidir.”
Bahît’in bu ifâdelerinden; herhangi bir fa­kihin fetvâsını görür görmez, ne­reden alıntı ya­pıldığını bilmeden siyak ve si­bâ­kını araştırma­dan fetvâ vermenin doğru ol­ma­dığı anlaşılmak­tadır. Bu şekilde hareket etmek, kişinin dîne karşı ciddiyetsizliğinin gös­ter­ge­si­dir. Kur’ân-ı Kerîm’e abdestsiz doku­nul­ma­ya­cağını savunan bir yazar hakkında, İslamoğlu’nun kul­landığı “Dînini donundan biraz ciddiye alan Müslü­man” sö­zünü kendilerine hatırlatmak isterim.
İslamoğlu’nun gerek kendi internet site­sindeki sorulara verdiği cevaplarına ve gerek kitaplarına ve makalelerine baktığımızda farklı olma özlemi içinde olduğunu ve (خَالِفْ تُعْرَفْ) “Mu­hâlefet et meşhur ol” kāidesince, kenarda köşede kalmış cumhura muhâlif görüşleri şöh­ret i­çin arayıp bulup yayma hırsı içinde olduğu­nu görmemek müm­kün değildir.
Bu kişi, (Arap deyimlerinde geçen ve za­yıf, sağlam ayır­ma­dan bulduğu her bil­giyi alan kişiler hakkında kullanılan) “Hâtibü’l-leyl (ge­ce karanlığında odun toplayayım derken koy­nuna yılan alan kişi)” gibi, kafaları karıştırma adına nerde ne görürse sahih veyâ sakîmine bakmaksızın nakletmeyi kendine âdeta şi‘ar e­dinmiştir.
“el-Hidâye” şârihi İbnü’l-Hümâm bâzı kitaplardaki zayıf görüşlerin nakledilmelerini tenkit etmiş ve “Hiç bir Müslüman’ın bu tür görüşleri nakletmesi helâl değildir. Bunu yap­mak şeytana kapı aralamaktır. Bundan Allâh’a sığınırız!” demiştir. (Fethu’l Kadîr:8/440)
Bundan dolayı kişinin kalkıp da: “Ben bu gö­rüşleri benimsemiyorum sâdece naklediyo­rum!” demesi de doğru değildir.
İslamoğlu’nun ce­vabında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, Efendimiz (Sallâllâhu A­leyhi ve Sellem)in güzîde sahâ­bîlerinden olan ve hi­lâfetleri ümmetin icmâ‘ıyla sâbit olan Ebû Bekr ve Ömer (Radıyallâhu Anhümâ)ya hakāret e­den, her sabah duasında bu iki büyük halîfe ve kızları Âişe ve Hafsa vâlideleri­miz hakkında:
“Ey Allâh! Kureyş’in iki putuna ve iki kı­zına lânet et!” diye bedduâ eden ve on iki İma­mı Peygamberlerden üstün gören Humeynî gibi bir adamı, ümmetin ittifâkıyla mutlak müctehit kabul edilen İmâmı Şâfi‘î’ye denk tutmasıdır.
Humeynî’nin bu görüşleri için bakınız:(Humeynî, Keşf’ul-esrâr; Hukûmetü’l-İslâm, İmam­larda bulunan velâyetü’t-tekvîn bâbı, sh:536; Tahrîru’l-vesîle, no:12, 2/241; Seyyid Hüseyn el-Mûsevî, Lillâhi sümme li’t-târîh, sh:37, 87)
Bu vesîleyle bizler İslamoğlu’nun, cevâ­bında kullandı­ğı: “Humeynî hakkındaki bu yak­laşım, kendini bilmez­ce, alçakça ve art niyetli­dir” sözlerini kendisine aynen iâde ediyoruz.
İslamoğlu’nun kendince yeni bir terim çı­ka­ra­rak Şî‘a hakkında “Ehl-i Beyt Okulu” ifâ­desini kul­lan­ması da dikkate şâyândır.
Nitekim kendisi ikide bir “Ehl-i Beyt Oku­lu” ve “Ehl-i Sünnet okulu” ifâdelerini kullana­rak bunları birbirine karşıt şeylermiş gibi gös­terme çabasına girmiştir ki, İslamoğlu’nun bu üslûbu beraberinde bâzı şeyler gerektirir:
1) Bu hezeyanlar, Ehl-i Beyt’in Ehl-i Sün­net olmadığının, bunun için mukābil cihetlerde anıldığının sarih bir ifâdesidir ki, bu en başta Ehl-i Beyt’e bir iftirâdır.
Zîra Ali, Fâtıma, Hasen ve Hüseyn (Radı­yallâhu Anhüm)ile başlayan ve Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in eşleri ve diğer kızlarıyla (Radıyal­lâ­hu Anhünne) devam eden Ehl-i Beyt silsilesinin Ehl-i Sünnet olmadığını kabul etmek, onların Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in sünnetinden ve yolundan ayrıldıklarını düşünmek olur ki bu fikir, Allâh-u Te‘âlâ’nın bizlere Ehl-i Beyt sev­gisini farz kılmasıyla da, Ehl-i Beyt’i bütün pis inançlardan ve davranışlardan temizlemek iste­diğini ifâde eden Ahzâb Sûresinin 33. âyet-i kerîmesinin beyânıyla da taban taban zıt düşer.
Hele hele Allâh-u Te‘âlâ’nın temiz tut­mayı murâd ettiğini beyan ettiği Ehl-i Beyt’i ters ilişki gibi murdar ve lânetli bir işe fetvâ vermekle itham etmek, Allâh-u Te‘âlâ’nın on­lar hakkındaki irâdesini işlemediğini söylemek­le eşdeğer bir cinâyettir!
2) İslamoğlu bu cevâbıyla Şî‘a’yı Ehl-i Sünnet mezhebiyle aynı seviyede göstermiştir.
Buradaki niyeti ise insanların Şî‘a hakkın­daki görüşlerini yumuşatmak ve gizli tut­maya özen gösterdiği kendi meşrebini bu yolla bir şe­kil­de his­set­tirmektir.
Nitekim bâzı yazarların İs­lamoğlu için; “O Sünnî gözüken ama Şî‘î ağzıyla konuşan bi­ridir” şeklindeki sözleri onun bu niyetini or­taya koymaktadır.
3) İslamoğlu Ehl-i Sünnet ile diğer sapık fırkalar arasında ayırım yapmayıp, onlar arasın­daki ihtilafları, Hanefî-Şâfi‘î arasındaki ihtilaf­larmış gibi basit göstererek, kendine sorulan sorulara ve­receği cevapta aklına en uygun olan görüşü rahat bir şekilde fetvâ olarak vermekte ve ken­disine mezheb imamları gibi hattâ daha üstün bir konum sağlamaya çalışmaktadır.
Kişiden sâdır olan akvâl onun zihni­ye­ti­ne delâlet eder. İslamoğlu’ndan sâdır olan bu söy­lemler de, onun, Ehl-i Sünnet’i dışlama ötesin­de, Şî‘î diye tanınan Râfizîle­ri fı­ra­k-ı dâlleden çıkarıp Ehl-i Sünnet’le eş­de­ğer o­larak saydırma ve onların görüşlerini de, say­gı­ya lâyık Ehl-i Sünnet mücte­hit­le­rin­den sâdır olan gö­rüşler gi­bi benimsetme çaba­sında olduğunu gösteri­yor.
O her ne kadar Ehl-i Sünnet’i doğrudan reddetmese de, kenarda köşede kalmış türlü türlü asılsız kavilleri ortaya çıkartarak Ehl-i Sünnet’in aslî inançları ve tartışılamaz olan meseleleri hakkında şüpheler meydana getir­mektedir. Bunu gafletinden veyâ hıyânetinden yapıyor olması halka vereceği zararı ortadan kaldırmaz.
Zâten şaz kavilleri ortaya atmasından mâ­adâ, Ikrime ve Taberî gibi zatların sahih ka­villerini tahrîfe yeltenmesi, onun bunları gafle­tinden yapmadığını ortaya koymaktadır.
Allâh-u Te‘âlâ Hazretleri tüm Müslü­manları gaflet uykusundan uyandırsın ve hakkı hak olarak bilip ona tâbî olmaya, bâtılı bâtıl o­larak bilip ondan sakınmaya bizleri muvaffak eylesin. Âmîn!                      
 
 

Yorumlar  

 
+4 #1 ilter 2009-05-23 03:04 Bir insan bu kadar anlayışsız olamaz…Ayette:"kadın­larınız sizin tarlanızdır, tarlanıza nere­den­/nasıl ister­seniz öyle varınız" buyuruyor Allah(c.c.)…Tarla nedir?Tarla mahsul alınan yerdir.Kadınla ters ilişki sonucunda mahsul alınmaz…Bilmem anlatabildim mi??? Alıntı
 
 
+2 #2 ekrem 2009-06-01 22:05 BİSMİLLAH..\'İNNA NAHNÜ NEZZELNEZZİKRA VE İNNA LEHÜ LEHAFİZUN\' Mevlamız cümlemizi doğru yoldan ayırmasın amin.. Alıntı
 
 
+3 #3 haksöz 2009-10-18 17:54 mevla bu islamoğlu gibi sapıklardan muhafaza buyursun..Bu konuda hocamızın ve bi kaçtane daha hacaefendinin yazdğı haksöz kitabını çok tavsiye ederim.. wesselam.. Alıntı
 
 
-18 #4 hak yol islam 2009-11-17 03:32 Sizin amacınzı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Doğru ayetin mealini söylüyor mustafa hoca efendi \"kadınlar sizin tarlanızdır\" yani bunu siz anlamak istediğiniz gibi anlıyorsunuz…Allah mahşer günü yar ve yardımcınız olsun Alıntı
 
 
0 #5 cihanfatihi 2009-11-26 10:18 Ben bu sitede yeniyim ancak sizin kadar bilgili olmadığım için sizin yazılarınız bana çok karışık geldi.Yukardaki yazıdan pek verim alamadım.Biraz daha sade yazarsanız belki ilmi açıdan zayıf olan kardeşlerimiz de faydalanabilir. Alıntı
 
 
+4 #6 Dârusselâm 2009-11-26 13:53 Quoting cihanfatihi:
Ben bu sitede yeniyim ancak sizin kadar bilgili olmadığım için sizin yazılarınız bana çok karışık geldi.Yukardaki yazıdan pek verim alamadım.Biraz daha sade yazarsanız belki ilmi açıdan zayıf olan kardeşlerimiz de faydalanabilir.


İsteğiniz dikkate alınacaktır. Ancak şunuda belirtmek isteriz ki sitenin hedeflediği bir okur kitlesi vardır ve çalışmalarımız genelde bu doğrultudadır. Ancak sizinle aynı talebde bulunan başka kardeşlerimizde olduğu için kısa zamandır makaleleri daha sade yazmaya, ilmî terimleride parantezler içerisinde açıklamaya dikkat etmekteyiz. Selam ve dua ile..
Alıntı
 
 
+1 #7 Dârusselâm 2010-05-01 02:48 Kudres isimli kullanıcı tarafından bu makaleye yazılmış ve sonradan yayından kaldırılmış olan bir yoruma cevap olarak yazılan "CİNSİ MÜNASEBETTE TERS İLİŞKİYE YEŞİL IŞIK YAKANLAR" İsimli makaleye ulaşmak için alttaki linke tıklayabilirsin iz.
(Yorum içeriği makale içinde mevcuttur.)

darusselam.com/.../...
Alıntı
 
 
0 #8 seyduna 2010-06-27 12:52 kardesler Allah askina bir insan böle bisi yok diyo vede net söylüyo siz adama sapık diyorsunuz.unutmayinki alimler peygamberin varisleridir…ikrime nin rivayeti varsa bizimde aklimiz var biz bilirizki arkadan yaklasan (lut kavmi) toplumu Allah helak etmistir.. vede ayet acik ve nettir.. bu konuyu fazla derinleştirip altindan bişiler aramayalim.. selam ve dua ile… Alıntı
 
 
+2 #9 nakşi gülü 2010-06-28 13:16
ALLAH budeğerli hocalarımızdan razı olsun.Benim anlyamadaığım bu mustafa islamoğlunun sapıklıklaını o kadar anlatmışlarken hala o da doğru söylüyor diyenler. CÜBELİ AHMED HOVAEFENDİ sohbetlerinde sık sık bu konuyu işlerken, bu sitede değrli hocalarımız o kadar geniş malumat verirken, KASR-I ARİFAN DERGİSİNDECÜBBE Lİ AHMED HOCAEFENDİ İLE ALİ EREN HOCA okadar bu damın sapıklıklarını yazarken birazcık düşünelim. bu adam sadece ters ilişkiye fetva vermekle kalmamıştır ki neler var neler.
yecüc ve mecücü inkar etmesi evlatlığı mahmrem sayması yazmaya kalksak dolu. onun için size tavsiyem şu HAK SÖZ KİTABINI alın da bi okuyun ondan sonra karar verin. ayrıca ARİFAN DERGİSİN alın ve CÜBBELİ AHMED HOCAEFENİNİN VE ALİ EREN HOCANIN REDDİYELERİNİ okuyun değerli kardeşlerim.
ayrıca bu siteden de ricam CÜBBELİ AHMED HOCAEFENİMİZİN VE ALİ EREN HOCAMIZIN , ARİFAN daki reddiyelerini buraya koymaları. Çünkü o adm hakkındaki reddiyeler okundukça yanlışlıkları anlaşılır İNŞAALLAH vesselam.
Alıntı
 
 
+1 #10 Selim Bey 2010-11-07 02:27 s.a.
Islamoglunun iddia ettigi gibi Imsm Safii veledi zina kizi ile nikah olur diye görüsü yok. "Haram yolla hürmet sabit olmaz" görüsüne sahib. Bu ne demek: Hanefi mezhebinde bir kadina nikahsiz olarak sehvetle yaklasan erkege o kadinin kizi ve anasi haram olur. Imam Safiiye göre olmaz. O erkek o kadinin anasiyla ya da kiziyla mesru bir nikah kiyabilir. Böyle bir nikah da Hanefilerde olmaz. Cünkü o kadinin kizi adamin kizi gibi, anasi da anasi gibi olur. Safiilere göre "analik-kizlik mesru nikahtan sonra olur". Islamoglunun sözü iftiradir, Imam Safiiyi kücük düsürmeye calismaktir… Bu adamdan hoca olmaz! Bu adama hocalik veren imanini seytanin oyuncagi yapar. Hoca denilen kimse SAMIMI, KENDINDEN BÜYÜK HOCALARA SAYGILI OLMALI, BILMEDI KONULARDA SÖZ SÖYLEMEMELI, IFTIRA ETMEMELI, ADIL olmalidir. Bunlar o adamda sifir. Müslümanlari Allah onun serrinden korusun. Selamlar.
Alıntı
 
 
0 #11 ahmet-mehmet 2011-01-21 23:07 ben mustafa islamoğlunun şöyle veya böyle birisi olduğunu bilmiyorum.yorumda yapamam.ama yıllar önce abime bir kitap vermişlerdi incirli caddesinin alt kısmında dokuma tezgahları olan -bursa,yı kasdediyorum- bir yerde çalışıyordu.dokumacıydı yani orada abime birkaç kitap verilmiş okusun diye biz o dönemde refah partisi teşkilatlarında yadık.abim kitaplara göz atmış olmalıki hiç iyi bir ruh halinde değildi.sonradan öğrendim tehtit falan almış yıllar sonra haberim oldu bu durumdan.bursayı terketti başka bir şehire yerleşti,giderk en bana iki tane kitap verdi sıkı sıkı tembih etti bu kitapları kesinlikle okuma ve yavuzselim mahallesinde medeni denilen birisi var onu bul ver dedi bende tarif edilen lokantada gidip o kitapları verdim.ama okuduktan sonra kitapların isimlerini hatırlayamıyoru m çok uzun yıllar geçti belki 22 yıl oldu 89-90 senelri idi.kitap isimlerini önüme koysalar hatırlama olasılığım çok yüksek.bu kitapların birisinde humeyninin kadınları arka -makat- yolundan kullanmayı caiz gösterdiği ile ilgili çok açık bir bilgi vardı.birde ekmeğe elini hiç değmediği başka bir nesne ile el değmeden ekmeği yediği yazıyordu.kim nereye çekerse çeksin ama ben bunu okudum ve benim şahitimde ancak allahtır.esselamualeyküm v-mlhi-amma bu rezilliğin diğer adının lutilik olduğunu artık herkes biliyor.yani niye kömürde zeytine benziyor diye kömür yemiyoruz.ne dersiniz. Alıntı
 
 
+1 #12 abdurrahimgunel 2011-11-07 01:12 bu sitede ne kadar da alim varmış.. bu ikinci kalite yorum alimlerine göre, ali eren hoca sapıkların başı zaten. çünkü nerede ne kadar muvahhid ve inkılapçı, kuranın özüne dönüş isteyen alim varsa hepsi hedefte.. diğer kısma gelince peşinen ve bilmeden şeyhin kuyruğundaki sofi gibi, söyleyenin sözüne on katıp m. islamoğlu vb alimleri peşinen ve daha da büyük sapık ilan ediyor.düşünün ali eren yanlışsa sizi de sapıklığa sürüklüyor. islamoğlu yanlışsa diğer kısım sapıklığa gidiyor. size ne oluyorki alimlerin hakaretlerine ortak oluyorsunuz. ya ikiside yanlışsa.. müracaat edeceğiniz yer kur an ı kerim değil mi.benim görüşümde işini göcünü bırakıp müslümanlara reddiye yazanların doğru bir yol tutmadıklarıdır …islam düşmanlarıyla uğraşmayı akılarına getirmeyenler, müslüman alimlerin kitaplarını eleştirmek için didik didik edenler…ayetleri ne zamanın değişen şartlarına göre getirilen yeni yorumlara inkar edip hücum edenler… kendisi dışındaki alimleri ayetleri yanlış yorumluyorlar diye eleştirenler.. ya asıl yanlış yolda olan kişiysen.. bize kefil olacakmısın allah katında…katı fikirli alim alim değildir… yeniliklere kapalı alim nakıstır..birbirlerinin fikirlerini tekzip eden alimlerin ikiside doğru söylüyorsa.. düşünün ikiside kötü konuma geçmiyormu.. biri yanlışsa hangisinin olduğuna hangi kesim karar verecek…kendisi için içtihat etmeyi hak sayan bir alim, bunu diğer alim için suç sayıyor…allah sizi ıslah etsin…siz allahın ayetleri üzerinde bir fikirbirliğine yanaşmıyorsunuz .. halka nasıl yanaşıp sorunları nasıl çözeceksiniz…allah sizi ıslah etsin.. allah sizi ıslah etsin… Alıntı
 
 
0 #13 Yücel KARAKOÇ 2011-11-10 16:09 Alıntı:
ikrime nin rivayeti varsa bizimde aklimiz var


Güzel kardeşim önce bir okuyunuz ya. İkrime\'nin bu konuya dair söylediklerini Fatih Kalender Hocaefendi nakletmişler. İkrime\'den böyle bir rivayet de yok. Şiiler rivayet uydurma konusunda çok maharetlidirler . Her duyduğunuza inanmayın.

İbn-i Abbas\'tan, İkrime ve Mücahid\'den (İbn-i Abbas\'ın talebeleri) gelen sahih bir rivayet varsa vallahi benim o rivayet karşısında aklım yoktur.
Alıntı
 
 
-2 #14 ahmetyusuf79 2011-11-11 01:45 Mustafa İSLAMOĞLU\'nun bu cevabından bu yorumu çıkardıysanız işiniz zor.bu kadar açık cümlelerden anladığınız buysa, daha kapalı olabilen ayet ve hadislerden kimbilir ne ucubeler çıkartırsınız. Rabbbim fehmimizi arttırsın. Alıntı
 
 
-3 #15 Ebu dücane 2011-11-14 17:46 İmam hümeyniye iftira ediyorsunuz … Alıntı
 
 
+1 #16 EROL 2011-12-05 08:55 arkadaşlar esselamü aleyküm.mustafa islamoğlu veya bir başkası hiçfarketmez ters ilişkiye fetva kim veriyorsa bilsinki allahın laneti onların üzerinedir,kur, anı kerimde lut kavmi neden helak edildi.açıp okuyun lütfen.ayrıca islamoğlu veya aynı fikirdeki kişiler sadece bu yanlışlarla değil birçok konuda sapık fikirlerle bulanık suda balık avlamaya çalışıyorlar ama çok şükürki bunlar deşifre edildi.hiçbir sapık fikir bu memlekette hakim olamaz.allah ıslah etsin bu siayı mutezileyi 72 çeşit sapık fırka olduğunu boşuna söylemiyor alimlerimiz işte birkaç tanesi deşifre edildi bile!!! Alıntı
 
 
-2 #17 fatma alibaz 2012-02-02 11:48 ya kardesim nasil bir anlayisina sahibsiniz siz bu insanlar kendini yetistirmis insanlara özellikle genclere ilim ögreten hocalar böyle karalanirmi mustafa hocam acik net konusuyor veya yaziyor nasil anliyor nasil elestiri yapiyorsunuz anlasilir gibi degil amacaniz ne gayeniz ne sizin ters iliski biliyorzki rabbimin yasakladigi en kötü fiil sekli bu ayetlerdede belli biz bile anliyoruz o kadar derin bilgimiz olmadigi halde mustafa hocam gibi bir insan böyle bir fetvayi nasil verir bunun vebali var rabbim yardimciniz olsun Alıntı
 
 
+1 #18 fatih 55 2012-04-22 22:24 tarla ya yer altından girilebilir mi ? ancak üstünden girilebilir yer altından girmeye çalışmak tünel kazmak falan fıtrata terstir. Alıntı
 
Site içeriğinden alıntı yapacaksanız, lütfen www.darusselam.com şeklinde kaynak belirtiniz.

mod_vvisit_counterBugün436
mod_vvisit_counterDün774
mod_vvisit_counterBu Hafta4416
mod_vvisit_counterBu Ay13586

Kimler Sitede

Şu anda 33 konuk çevrimiçi
Üyeler : 1352
İçerik : 330
Web Bağlantıları : 266
İçerik Tıklama Görünümü : 714640