| Cinsî Münâsebette Ters İlişkiye Yeşil Işık Yakanlar |
|
|
| Abdullah HİÇDÖNMEZ tarafından yazıldı. | |||
CİNSİ MÜNASEBETTE TERS İLİŞKİYE YEŞİL IŞIK YAKANLAR Sitemizi ve yazılarımızı takip edenler hatırlayacaklardır. Mustafa İslamoğlu'nun bir çok hezeyanından sadece bir kaçına hiç değilse cevap verelim deyip altı hoca efendi her biri farklı görüşlerdeki yanlış görüşlerine reddiyeler yazmıştık. Kitaptan dolayı elhamdülillah çok teşekkürler aldık. Sanırım malum zatta biraz kendine çeki düzen verdi. (En azından ben öyle zannediyorum.)
Bu kitaptaki yazılardan bir taneside Fatih Kalender hocanın yazmış olduğu İslamoğlunun kadınlara arkadan yaklaşmayı normal bir içtihat meselesi diye sunarak bu çirkin işe bir nevi yeşil ışık yakmasıyla alakalı olan Cinsî Münâsebette Ters İlişki isimli makale idi. Geçen gün sitede ilgili yazıya gelen yorumları okurken vatandaşın birisinin İslamoğlun'dan daha koyu şekilde bu çirkin işe koyu yeşil ışık yaktığını gördüm ve derhal site yöneticisi arkadaşı arayarak, “Reddiye tarzındaki bu yorumu yayında bırakmanın objektiflikle bir alakası olmadığını, bunun resmen sapıklığa ve Peygamber Efendimiz’den gelen nice hadisleri yok saymaya ve önemsememeye teşvik ve bazı aslı olmayan yalanlarında hakikatmiş gibi gösterilmesi ve bu şekilde yayılması anlamına geleceği” ni söyleyerek yazıyı kaldırttım.
Daha sonra bu konuda bir risale yazıp bu ve bunun gibi şahıslara bir cevap vereyim diye düşündüm. Ancak işlerimin yoğunluğu sebebiyle bu fikrimden vazgeçip sadece bir makaleyle yetinmeyi uygun gördüm. Bu makalede o zatın yazısını bölüm bölüm nakledip gerekli cevabı her bölümün arkasına ekleyeceğim. Bunun yanı sıra bu konudaki hadisleri ve ulemanın bu konudaki düşüncelerini de kaynaklarıyla getireceğim. Muhatabımız iddia ettiği şeylerin bazılarına kaynak getirmemiş. Dolayısıyla iddialarının bazılarını kaynaklarda bulup gerekli cevapları onlara verdim. Diğer kısmını ise eğer iftira değilse ben bulamadım. Neyse ki bizim için çok önemli olan her şeyin yerini bulup gerekli cevabı verdim. Gelelim muhatabın yazısına ve bizim cevaplarımıza. Mavi renkli yazılar muhatabın.
Yazı Fatih hocanın onun adına konuşmam doğru olmaz. Ancak nasıl çalıştığını bildiğim için şöyle cevap verebilirim. Tekrar ve konudan uzak yerleri almamış olabilir.
Burada kastettiği Şii ve Sünni olanları birbirine düşürmek. Allah aşkına bir okuyun bu yazının neresinde iki mezhebin mensuplarını hedef alan bir şey var. Burada Fatih hocanın yaptığı ve diğer yazılarda bizim yaptığımız Şia'nın bu ve benzer içtihatlarının hadislere ve İslam'ın ruhuna uymadığını ispat etmeye çalışmaktır.
Sorarım size ey okuyucu, insan tabiatına aykırı, yüzlerce hadise aykırı, binlerce alimin içtihatlarına aykırı bir cinsi birleşmeyi caiz değil dedik diye mi biz ümmetin vahdetini bozuyoruz? Ne anlayış be! Peygamber Efendimiz ve sahabiden nakledilen yüzlerce haberi kenara iteceksin, böyle pis bir işi caiz göreceksin yine de sen ümmetin vahdetini bozmamış, biz hadis ve alimlerin dediklerine tabi olduk diye ümmetin vahdetini bozmuş olacağız ha? İnan ki bunu o ismi güzel adam bile demez !
Silinmez silinmez korkma. Bu şekil cevaplarıyla tekrar geri gelir.
Aslında bu bölümü okuyunca acaba yazıyı yazan İslamoğlu mu diye düşünmedim değil. Ama yazının sonuna gelince muhatabımız kendisinin Şia mezhebine mensup biri olduğunu beyan edince fikrim biraz değişti, ama biraz.
Yani kendi inanç ve düşüncelerinize aykırı olan bir yazıya cevap verince seviyesizlik oluyor, haklarında ayetlerle medih yapılmış olan sahabilerden bazılarına bu pis işe cevaz veriyordu diye aslı olmayan bir nakli, ya hiç araştırmadan ya da art niyetle birazdan getireceğim gibi burada zikretmeniz seviyesizlik olmuyor ha! Vay be!
Kendi mektebi dediği Sünni ekol.Yani biz Sünnilerden bazıları da bu işe cevaz veriyormuşuz. Kendisine itibar edilen hiçbir Sünni alim böyle bir fetva vermemiştir. İleride de hadislerden de anlaşılacağı üzere bizim pek bilgili muhatabımız arkadan yaklaşma caiz midir sorusuna bazı sahabilerin ve alimlerin evet cevabını, kadına dübür denilen pisliğin çıkış mahalli olan yerden yaklaşma diye anlamıştır. Halbuki biraz araştırsa ileride geleceği üzere arkadan yaklaşmadan maksadın arka pozisyonda önden yaklaşma anlamında kullanıldığını anlayacaktır. Bu ise bütün alimlere göre caizdir.
Hem İslamoğlu hem de muhatabın söylediği tamamen yanlış veya kasıtlı yalandır. İkrime'den bu konuda hiç bir riveyete rastlamadım. Abdullah bin Ömer'in bu pis işe cevaz verme iddiası ise tamamen yalandır. Abdullah bin Ömer'in bu konuda cevaz verdiği nakli Nafii'ye nisbet edilir. Nafii ise bunun kendisine yapılmış bir iftira olduğunu, kendisinin İbni Ömer'den böyle bir cevazı nakletmediğini söylemiştir.Nesai Sünen-il-Kübra'da Ebi nadır'dan şöyle nakletmiştir.
عن أبي النضر أنه قال لنافع مولى عبد الله بن عمر قد أكثر عليك القول أنك تقول عن بن عمر إنه أفتى بأن يؤتى النساء في أدبارها قال نافع لقد كذبوا علي ولكني سأخبرك كيف كان الامر إن بن عمر عرض المصحف يوما وأنا عنده حتى بلغ * (نساؤكم حرث لكم فأتوا حرثكم أنى شئتم) * قال يا نافع هل تعلم ما أمر هذه الآية إنا كنا معشر قريش نجئ النساء فلما دخلنا المدينة ونكحنا نساء الانصار أردنا منهن مثل ماكنا نريد من نسائنا فإذا هن قد كرهن ذلك وأعظمنه
وكانت نساء الانصار إنما يؤتين على جنوبهن فأنزل الله تعالى * (نساؤكم حرث لكم فأتوا حرثكم أنى شئتم) *
Ebi Nadr'dan rivayet edilmiştir ki; o Abdullah bin Ömer'in mevlası (kölesi) olan Nafie şöyle demiştir; "İbni Ömer'in kadınlara arkadan (haram yerden) yaklaşmaya fetva verdiğini çok kereler naklettiğin yayıldı.(Yani bu nakil doğru mu?)Nafii ona şöyle dedi: bu bana atılmış bir iftiradır. Ben sana işin hakikatini anlatayım. İbni Ömer bir gün Kur'anı açmış okuyordu. Tam نساؤكم حرث لكم فأتوا حرثكم أنى شئتم (Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin.[1]) ayetine gelince bana şöyle dedi; Ey Nafii bilir misin bu ayet ne emreder? Biz Kureyş'li bir topluluktuk kadınlara bir şekil yaklaşırdık. Ne zaman ki Medine'ye girdik ve Ensar'ın hanımlarıyla evlendik, kendi kadınlarımıza yaptığımızı onlara yapmak istedik.Onlar bunu çirkin görüp çok büyük bir günah addettiler. Ensar kadınlarına o dönemde yan taraflarından yaklaşılıyordu. Akabinde bu ayet indi. Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin.”
Buradan anlaşılan kadınlar eski kocalarının yaklaşmış olduğu şeklin dışındaki yaklaşmaları haram zan etmeleri ve akabinde de her şekilde önden olmak şartıyla yaklaşmanın caiz olduğuyla ilgili ayet inmesidir.
Bunun yanı sıra İbni Ömer'in dübür denilen yerden yaklaşmayı caiz görmediğine dair bir çok hadisler vardır. Bunlardan birisi Tahavi'nin rivayet ettiği şu hadistir;
عن عبد الله بن عمرو ، قال في الذي يأتي امرأة في دبرها: « اللواطة الصغرى »
Karısına arka, yani dübüründen yaklaşan birisi için İbni Ömer'in şöyle dediği nakledilmiştir. "Bu küçük livatadır"[2]
İmam Tahavi bu ve benzer manadaki hadisleri naklettikten sonra şöyle demiştir;
"Sahabeyi Kiram, Tabiinden ve Peygamber Efendimiz'den bu konuda sayılamayacak kadar hadis rivayet edilmiştir. Fakat biz bu hadisler çok olduğu için kitabımız uzamasın diye getirmedik. Madem ki Peygamber Aleyhisselam'dan kadına dübürden yaklaşmanın yasaklığıyla ilgili gelen hadisler tevatür derecesinde olunca, sahabe ve tabiinden de bunlara muvafık beyanlar bize ulaşınca böyle bir işlen uzak durup ona muhalif amel etmek vacip olur. Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'in görüşleride böyledir. Allah en doğruyu bilendir."
Bu hadislerden bir diğerini de Nesai es-Sünen-il-Kübra'sında rivayet etmiştir;
عن سعيد بن يسار قال قلت لابن عمر إنا نشتري الجواري فنحمض لهن قال وما التحميض قال نأتيهن في أدبارهن قال أو يعمل هذا مسلم
Said İbni Yesar'dan şöyle dediği nakledilmiştir; "İbni Ömer'e şöyle dedim: Biz bazı cariyeleri alıp onlara tahmiz yapıyoruz? O da tahmiz nedir diye sordu. Onlara dübürlerinden yaklaşıyoruz dedim. Bunun üzerine İbni Ömer: Müslüman böyle bir şey yapar mı dedi.” [3]
Aynı sahabinin bir işe hem cevaz verip, hem de yukarıda nakledilen haberlerde olduğu gibi yasaklaması bir çelişki olacağına göre, burada önümüze iki ayrı ihtimal çıkıyor. Ya iftira edildi. Yukarıdaki Nafii hadisinde böyle bir durumun olduğunu görmüştük. Ya da cevazı rivayet eden raviler yanlış anlayıp yanlış rivayete sebep oldular. Peki bu kadar Arap diline vakıf olan insanlarda böyle bir yanlış anlama mümkün mü?
Bakın buna benzer bir durum Peygamber Efendimiz’in başına gelmiş, önce soran kişinin sorusunu arkadan öne yani ferce yaklaşmak anlamış ve “evet caiz” demiş, adamın ısrarlı ikinci ve üçüncü soruşundan sonra "arkadan öne ise caiz, direk dübür (arkadan) ise caiz değil” demiştir. Bu da art niyet olmaksızın İbni Ömer rivayetlerinin yanlış anlama olabileceğini kuvvetli şekilde doğruluyor.
عَنْ بْنِ الْجُلاَحِ: أَنَّ رَجُلاً سَأَلَ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- عَنْ إِتْيَانِ النِّسَاءِ فِى أَدْبَارِهِنَّ أَوْ إِتْيَانِ الرَّجُلِ امْرَأَتَهُ فِى دُبُرِهَا فَقَالَ النَّبِىُّ -صلى الله عليه وسلم- :« حَلاَلٌ ». فَلَمَّا وَلَّى الرَّجُلُ دَعَاهُ أَوْ أَمَرَ بِهِ فَدُعِىَ فَقَالَ : كَيْفَ قُلْتَ فِى أَىِّ الْخُرْبَتَيْنِ أَوْ فِى أَىِّ الْخُرْزَتَيْنِ أَوْ فِى أَىِّ الْخَصَفَتَيْنِ أَمِنْ دُبُرِهَا فِى قُبُلِهَا فَنَعَمْ أَمْ مِنْ دُبُرِهَا فِى دُبُرِهَا فَلاَ ، إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِى مِنَ الْحَقِّ لاَ تَأْتُوا النِّسَاءَ فِى أَدْبَارِهِنَّ.
İbn-ül-Cülah'dan şöyle rivayet edilmiştir; “Bir adam Peygamber Aleyhisselam'a kadınlara dübürden yaklaşılması veya adamın karısına arkadan yaklaşmasını sordu. Peygamber aleyhisselam helaldir dedi. Ne zaman ki adam gitti. Onu çağırdı veya çağırılmasını emretti. Akabinde adama şöyle dedi: Nasıl dedin? (yani neyi kastettin?) Hangi delikten mi? Arkadan öne mi? Evet. (Yani o zaman caiz.) Arkadan arkaya mı? Hayır. (Yani caiz değil.) Muhakkak ki Allah haktan (doruyu söylemekten) haya etmez. Kadınlara arkalarından yaklaşmayın.”[4]
Gelelim bizim müfteri muhatabın getirdiği ayetin gerçek mana ve yorumuna. (Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin.[5])
İmam Tahavi yukarıda ondan naklettiğimiz "Sahabeyi Kiram, Tabiinden ve Peygamber Efendimiz'den bu konuda sayılamayacak kadar hadis rivayet edilmiştir. Fakat biz, bu hadisler çok olduğu için kitabımız uzamasın diye getirmedik. Ne zamanki Peygamber Aleyhisselam'dan kadına dübürden yaklaşmanın yasaklığıyla ilgili gelen hadisler tevatür derecesinde sabit olunca sahabe ve tabiinden de bunlara muvafık beyanlar bize ulaşınca böyle bir işten uzak durup ona muhalif amel etmek vacip olur. Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'in görüşleride böyledir. Allah en doğruyu bilendir." şu ibaresinden hemen sonra şöyle devam ediyor;
“Bundan sonra Allah Teala'nın ( Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin.) ayetinin teviline başlayalım.Tarla kendisinden ürün (nesil) talep edilen yer manasındadır. Ferçden yapılan yaklaşmada ürün oluşabilir. Fercin dışındaki yerlerden ise oluşamaz. Bu da yaklaşmanın caiz olduğu yerin neslin geleceği yer olduğunu gösterir. Neslin gelmeyeceği yerin değil. Bütün Küfe Fukehası bu görüşe gitmiştir.”[6]
Biz buna şunu ekleyebiliriz. "Bütün Ehlisünnet alimleri bu görüşe gitmiştir. Tekrar bizim müfteri muhatabın sözlerine dönelim.
Ben artık hayretler içindeyim. Bir kere, Malik'in ravileri arasında Ebu Süleyman el-Cevzecani diye biri yok. Buyrun size Malik'in ravileri:
- 1 - محمد بن الحسن
- 2 - ويحيى بن يحيى النيسابوري
- 3 - وقتيبة بن سعيد
- 4 - وعبد الله بن عمر بن غانم
- 5 - وعبد العزيز بن يحيى الهاشمي
- 6 - وعبد الملك بن عبد العزيز بن الماجشون
- 7 - وابن القاسم
- 8 - وعبد الله بن نافع الزبيري
- 9 - مطرف بن عبد الله اليساري
- 10 - ومصعب بن عبد الله الزبيري
- 11 - وعلي بن زياد التونسي
- 12 - وأشهب
- 13 - عبد الله بن وهب ورواية
- 14 - إسحاق بن عيسى الطباع
- 15 - عبد الله بن مسلمة القعنبي
- 16 - الشافعي
- 17 - ومحمد بن معاوية الأطرابلسي
- 18 - وأسد بن الفرات
- 19 - يحيى بن يحيى الليثي
- 20 - وأبي مصعب أحمد بن أبي بكر الزهري
- 21 - ويحيى بن عبد الله بن بكير المصري
- 22 - وسويد بن سعيد
- 23 - وسعيد بن كثير بن عفير
- 24 - ومعن بن عيسى القزاز
İkinci olarak Ebu Süleyman el-Cevzecani hicri 200 tarihlerinde vefat etmiştir. Yani Malik'le Muasır sayılabilir. Ancak bu zat Hanefi fakihlerinden olup Malikten bir rivayeti yoktur. Onun çoğu rivayetleri Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed'den değişik fetva rivayetleridir.
Üçüncü olarak İsbağ Bin el-Ferec den bu manada böyle bir hadis rivayet edilmemiştir. Ne Tahavi'nin Meani-lAsar'ında ne de başka bir hadis kitabında. Yani bu da iftiradır. Tahavi'nin ondan rivayet ettiği hadis şudur:
حَدَّثَنَا أَبُو قُرَّةَ مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ هِشَامٍ الرُّعَيْنِيُّ قَالَ: ثنا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ , وَأَبُو زَيْدٍ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْغَمْرِ قَالَا: قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ: وَحَدَّثَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ قَالَ: حَدَّثَنِي رَبِيعَةُ بْنُ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ , عَنْ أَبِي الْحُبَابِ سَعِيدُ بْنُ يَسَارٍ , أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ عُمَرَ عَنْهُ , يَعْنِي عَنْ وَطْءِ النِّسَاءِ فِي أَدْبَارِهِنَّ , فَقَالَ: " لَا بَأْسَ بِهِ " . قَالَ أَبُو جَعْفَرٍ: قَدْ رُوِيَ هَذَا عَنِ ابْنِ عُمَرَ , كَمَا ذَكَرْتُمْ
Ravileri atlayarak manasını veriyorum:
“Said İbni Yesar İbnü Ömer'e o işten yani kadınlara arkadaş yaklaşmaktan sordu. O da bunda bir beis yoktur dedi. Ebu Cafer bu hadisin veya görüşün ibnü Ömer'den çok defalar rivayet edildiğini söyledi.”[7]
Yukarıda bu ve benzer yerlerde maksadın arkadan öne yaklaşmak manasında olduğunu söylemiştik. Aksi takdirde cevaz verdiği şeyi yasakladığı, yasakladığı şeye cevaz verdiği gibi bir durum çıkar ki neredeyse fıkhın yarısının kendinden rivayet edildiği büyük bir sahabenin tutarsız olduğu manası çıkar. Böyle düşünmekten Allah'a sığınırız. Tekrar Muhatabın sözlerine dönelim.
İslamoğlu bir doğru iş yaptı onu da bu adam elinden aldı. Evet İslamoğlu haklı Ehlisünnet tamamıyla bu sapıklığa karşıdır. Yukarıda anlattık.
Olabilir buna itirazımız yok. Azımı bu fikirdedir, çoğumu tam bilmiyorum. Ama bu görüş onlardan doğmuştur.
Bu adam bu sözleriyle dinden çıkmıştır. Bir Peygambere böyle bir sapıklığa zarurete binaen cevaz verdi demenin tevil edilecek tarafı yoktur. İnsan tabiatına, akla, şeriata, hatta tıbba aykırı bir pis işi normal bir Müslüman bile cevaz veremezken nasıl bir Peygamberden böyle bir işe cevaz vermesi beklenebilir. Büyük müfessirlerin tefsirlerine baktığınızda ayeti hiçbir müfessir böyle tefsir etmemiştir. Rabbim buna iman, bize de sebat nasip eyle. Amin.
Olmayan bir hüküm nesh olmaz ki. Tabi nesh eden başka ayet bulamazsın. Ben adama bir sürü bu işin haramlığıyla ilgili Peygamber Aleyhisselam'dan nakledilmiş hadis getiriyorum,adam bana Humeyni, şöyle şöyle bu işe fetva verdi diyor. Sizce kime tabi olalım?
Biraz sonra müfterinin nakledeceği fetvaların hiç birisi velev ki yanlış olsa bile hakkında tevatür derecesinde hadis varit olmuş olmasına rağmen verilmiş fetvalar değildir. En kötüsü, hakkında kesin nas olmayan bazı meselelere verilmiş yanlış içtihattan ileri geçmez. Hem sonra hadislerle ve alimlerin icmasıyla sabittir ki, ictihatta hata yapan mesul değil, belki sevap alır.
Had cezaları diğer cezalardan farklı olarak, zayıf bir şüphe olması durumunda bile uygulanmaz. Bu Peygamber Efendimiz’in hadisiyle sabittir.
ادرؤا الحدود بالشبهات
Burada para karşılığında fuhuş yapılması durumunda sanki bir kira akdi varmış zannıyla şüphe olduğu düşünülmüş ve had fetvası verilmemiştir. Ayrıca ileride geleceği üzere bunun mut'a nikahı denilen batıl nikah türüne benzerliği vardır. Mut'a nikahı İslam'ın ilk dönemlerinde caiz kılınmış daha sonra nesh edilmiştir. Bir dönem caiz olması ayrı bir şüphe sebebidir. Hem sonra bak kendin söylüyorsun Malikiler, Ebu Yusuf ve Muhammed had cezası uygulanır diyor diye. Bende sana ne diyorum: Bu mesele içtihadi bir mesele, hakkında tevatür derecesinde hadisler yok ki. Hangi içtihada niye kızasın.
Önce iki nikah arasındaki farkı görelim.
Mut'a Nikahı: Erkeğin bir kadına mesela iki lira karşılığı senden bir süre, bir gün veya burada kaldığım süre faydalanayım demesi ve kadının bunu kabul etmesidir.
Bu nikah birazdan gelecek olan muvakkat nikahtan iki nokta ile ayrılır.
1- Bu nikahta süre tayini şart değildir.
2- Bu nikahta şahit bulunması şart değildir.
Bu nikah bütün alimler arasında ittifakla batıldır. İmam Malik'in bu nikaha cevaz verdiği iddiası için İbn'ül-Humam "bu nisbet hatadır"demiştir.
Mut'a nikahının nesh olduğu hakkında Hazreti Ali şöyle buyurmuştur.
أَنَّ النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- نَهَى عَنْ نِكَاحِ الْمُتْعَةِ يَوْمَ خَيْبَرَ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ.
“Peygamber aleyhisselam Hayber günü mut'a nikahı ve eşek etini yasaklamıştır.”[9]
Muvakkat Nikah: Bir adam bir kadına belli bir mehir karşılığı en az iki şahit huzurunda bir ay gibi belli bir süreliğine tezevvüc, nikah gibi lafızlar kullanılarak evlenmesidir.
İmam Züfer, ileri sürülen bir ay şartını geçersiz, nikahı geçerli saymıştır ve fasit şartların nikaha zarar vermeyeceğini söylemiştir. Böylece bu nikah ona göre caiz olur. Hanefilerin Züfer'e şöyle bir cevabı var. Mut'anın batıl olduğunu sende bizde kabul ediyoruz. Butlan sebeplerinden biri nesh olması, diğeri ise nikahın ana maksatları olan ebedi beraber aile kurarak yaşama, nesil elde etme vs. gibi maksatların bulunmaması. İşte bu maksatlar mut'ada hasıl olmadığı gibi muvakkat nikahta da hasıl olmuyor. Sonuçta mana olarak mut'a manasına geliyor. İtibar manaya olduğuna göre mut'a gibi muvakkat nikahta batıl oluyor.
Gördüğünüz gibi yine içtihat farkları. Bu da gayet doğal. Garip olan yüzlerce hadise rağmen hala içtihatla dübürden yanaşmaya fetva vermek.
Buradaki inceliği kavrayamadı. İbarenin Arapçası şu:
تَزَوَّجْتُكِ عَلَى أَنْ أُطَلِّقَك إلَى عَشْرَةِ أَيَّامٍ
Buradaki عَلَى أَنْ şart edatı görevi görüyor. Ve dikkat edin "on güne kadar boşamayı" evlendim sözünden sonra şart olarak getiriyor. تَزَوَّجْتُكِ den ebedi nikah manası çıktıktan sonra on güne kadar boşama şart koşuluyor. Batıl şartlar sahih nikaha zarar veremeyeceği için de nikaha zarar veremiyor. Fakat muvakkat nikahtaki adamın ibaresi ise şöyledir: تزوجيني مدة شهر بمهر قدره كذا
dikkat edelim "müddete şehr" zarfı evlik akdini inşa eden تزوجيني lafzının kaydı yani onun şartıdır. Bu da akdin belli bir zamanla şartlanması anlamına geleceği için Züfer dışındaki İmamlar bu akdi batıl saymışlardır.
Aslında bunun cevabı kolay ve belli. Kişinin içindeki niyetine kesin muttali olunamayacağına göre tabi ki nikah sahih sayılacaktır. Başka ne yapılmasını bekliyordun.
Yine inciler döktürüyor şu söze bakın: " Oysa bu da bir bakıma "mut’a" nikâhına benziyor. Çünkü dâimî nikâhtaki "süresizlik", bir şekilde -teorik olarak da olsa- çiğnenmiş oluyor." Allah aşkına süresizlik nasıl çiğneniyor. Bir ay mı evli kalacağız diyor. Bunu nereden çıkarıyorsun. Ya hem hiç düşünmüyor musun bu kadar müçtehit bu iki durumu birbirinden ayırmış da sen kim oluyorsun ayırmıyorsun? Malikilerin karşı çıkmaları işin içine şart karışmasından, iki durumun birbirine benzer olmasından değil.
Yine iftira attı. Yeni bir kocayla anlaşmalı bir nikahla evlenip eski kocasının tekrar helal olmasını sağlamaya çalışması bütün mezheplerde fukahanın ittifakıyla caiz değildir. İhtilaflı olan ise böyle bir işe girişmek haram olmasına rağmen, yapılsa eski koca tekrar helal olur mu? Muhatabımızın söylediği gibi Hanefilerin tamamı eski koca artık helal olur demiyor. Bilakis Ebu Hanife ile Züfer eski kocanın artık helal olacağını, Ebu Yusuf, bu nikah muvakkat nikah manasında olduğu için geçersiz ve eski kocayı helal kılmaya sebep olmaz, Muhammed ise nikah sahih ancak eski kocanın helal olmasına sebep olmaz diyor. Çünkü Şeriatın tehir ettiği şeyi zamanından evvel elde etmeye çalıştı. Bu yüzden mahrumiyetle cezalandırılır ve eski koca helal olmaz diyor. Mezhebin görüşü, İmam Ebu Yusuf'la , İmam Muhammed birleşince ikisinin kavli üzere olmasıdır. Yani yapılan bu akit eski kocayı helal kılmaya sebep olmaz.
Evet, burada vatandaşın Şia olduğu anlaşıldı. Ve bu kadar iftira niye geldiği zahir oldu. Vay İslamoğlu seni kimler savunuyor be!
Doğru hoş bir fetva değil.Ancak genede sizin dübürcülüğün yanında hiç bir şey.
Vicdan, hangi vicdan Peygamber Efendimiz'in yüzlerce hadiste yasakladığı pis bir işi yapıp veya hoş görüp Humeyni'nin sözü ile amel etmek mi vicdan? Vay vicdansız vay!!
Yani hakikaten komik. Ebu Hanifenin her dediğini ret ediyorsun, ama nebiz kelimesinin ne manaya geldiğini bilmiyorsun. Birde pişkinlik yapıp sanki herkese göre farklı bir manası varmış gibi “Ebu Hanife ne kast etti” diyorsun.
Bak doğru demişler manası bu. Teyit etmek için Lisan'ul-Arab veya Tac'ul-Arus'a bak.
Biz İslamoğlu'nun adelet ve insafının nasıl olduğunu iyi biliriz. Aman Rabbımız bize öyle adalet ve insaf nasip etmesin. Son olarak kadınlara arkadan yaklaşmanın haramlığıyla ilgili hadis, sahabi ve tabiiden bazılarının sözlerini getirip yazımıza son verelim.
عن مجاهد قال : من أتى امرأته في دبرها فهو من المرأة مثله من الرجل ثم تلا { ويسألونك عن المحيض قل هو أذى فاعتزلوا النساء في المحيض ولا تقربوهن حتى يطهرن فإذا تطهرن فأتوهن من حيث أمركم الله } أن تعتزلوهن في المحيض الفرج ثم تلا { نساؤكم حرث لكم فأتوا حرثكم أنى شئتم } قائمة وقاعدة ومقبلة ومدبرة في الفرج
Mücahid'den şöyle dediği nakledildi: “Kim hanımına arkadan yanaşırsa erkeğe arkadan yanaşmış gibidir.” Sonra şu ayeti okudu: “Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın.”[10]
“Hayızda ferçlerinden uzak durun.” Sonra şu ayeti okudu: “Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın.”[11] yani ayakta,oturarak, önden veya arkadan ferce.[12]
عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه و سلم : من أتى حائضا أو امرأة في دبرها أو كاهنا فصدقه بما يقول فقد كفر بما أنزل الله على محمد
Ebu Hüreyre Peygamber aleyhisselam'dan şöyle nakletmiştir: “Kim hayızlıya, karısına dübüründen yaklaşırsa veya kahine (büyücü) gidip onu tasdik ederse (yani inanırsa) muhakkak ki Allah'ın Muhammed'e indirdiğini inkar etmiştir.”[13]
عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه و سلم قال : من أتى امرأته في دبرها لم ينظر الله تعالى إليه يوم القيامة
Ebu Hüreyre Peygamber aleyhisselamdan şöyle nakletmiştir: “Kim karısına dübüründen yaklaşırsa Allah Teala ona kıyamet günü bakmaz.”[14]
عن أبي هريرة قال قال النبي صلى الله عليه وسلم ( ملعون من أتى امرأته في دبرها )
Ebu Hüreyre Peygamber aleyhisselamdan şöyle nakletmiştir: “Karısına dübüründen yaklaşan melundur.”[15]
قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ : وَهَلْ يَفْعَلُ ذَلِكَ إلاَّ كَافِرٌ.
Ebu Derda şöyle demiştir: “Bu işi ancak kafirler yapar.”[16]
عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَالَ : مَحَاشُّ النِّسَاءِ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ.
İbni Mesud'dan şöyle nakledilmiştir: “Kadınların verimsiz yerleri size haram kılınmıştır.”[17]
مَنْ أَتَاهُ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ فَقَدْ كَفَرَ.
Ebu Hüreyre'den şöyle nakledilmiştir: “Kim bu işi erkeğe veya kadına yaparsa kafir olur.”[18]
قَالَ أَبو الْمُعْتَمِرِ: نَادَى عَلِيٌّ عَلَى الْمِنْبَرِ , فَقَالَ : سَلُونِي سَلُونِي ، فَقَالَ رَجُلٌ : أَتُؤْتَى النِّسَاءُ فِي أَدْبَارِهِنَّ ؟ فَقَالَ : سَفَلْتَ سَفَّلَ اللَّهُ بِكَ ، أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى يَقُولُ : {أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ} الآيَةَ.
Ebul'Mutemir şöyle dedi: “Ali minbere çıkıp şöyle nida etti: Bana sorun. Bana sorun. Bir adam şöyle sordu: Kadınlara dübürlerinden yaklaşılır mı? Ali şöyle dedi: Sefil oldun Allah'da seni sefil kıldı. Bilmezmisin Allah Teala şöyle buyuruyor: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?””[19]
[1] Bakara 223
[2] Şerhu Meani-l-Asar 4090 Tahavi
[3] Es-sünen-ül-kübra 8978, 8979 Nesai
[4] Es-sünen-ül-Kübra14493 Beyhaki, Es-sünen-is-suğra 2487 Behaki, Müsnedi Ahmed 1322
[5] Bakara 223
[6] Meani-l-Asar 5367. hadisin şerhi.
[7] Mean-il-Asar 4394
[8] Darakutni Kitab-ul-hudud, Musannef Abdurrezzak .
[9] Müslim 3492-3499,Nesai 4334,
[10] Bakara 222
[11] Bakara 223
[12] Daremi 1135
[13] Daremi 1136
[14] Münedi, Ebi Avaneh 1140
[15] Münedi, Ebi Avaneh 4292
[16] Musannef Ebi Şeybe 17073
[17] Musannef Ebi Şeybe 17075
[18] Musannef Ebi Şeybe 17076
[19] Musannef Ebi Şeybe 17080
|
![]() | Bugün | 524 |
![]() | Dün | 707 |
![]() | Bu Hafta | 4536 |
![]() | Bu Ay | 7791 |
Yorumlar
Mevlam hayırlı hizmetlerini daim eylesin. Alıntı
ne diyeyim ki ne yazayım ki gözlerim dolmakta siz tüm açıklığıyla doğruyu nakletmektesini z , sizde olmazsanız halimiz nice olur… Alıntı
Bir de, Ehl-i Sünnet Imamlari da bizim dedigimiz gibi yazmislar deyip, onlari kaynak göstermeleri beni cok üzüyor. Cok insan kaniyor bu tür yalanlara, en azindan caresiz kaliyor. Allah sonumuzu hayir eylesin, Allah emeklerinizin karsiligini versin insallah, Allah maddi manevi her türlü yardim etsin size insallah. Allah hayirli dualarinizi kabul etsin insallah. Amin. Alıntı
selamünaleyküm abi. birde şu linkteki yazıyı güzelce okuyun.
darusselam.com/.../... Alıntı
son olarak her işte bir hayır vardır benim araştırmama gerek kalmadan sizin araştırmanız bana kaynak oldu Allah razı olsun Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.