Anasayfa Fikir İslâm'ı Tahrifde Vahdet Kalkanı
İslâm'ı Tahrifde Vahdet Kalkanı PDF Yazdır
Üveys AKI tarafından yazıldı.   

İSLÂM’I TAHRİFDE VAHDET KALKANI

 

Son zamanlarda müslüman halklar üzerinde sözü geçen ve islâm âlimi olarak bilinen bir çok kişi tarafından vahdet çağrısı yapılıyor. Mezhep kavgalarının ve görüş ayrılıklarının hoşgörü ile karşılanması gerektiğini, altını çizerek vurguluyorlar. Bu beyânatlar, birbirimizi sevmemiz lazım denilerek  bol miktarda hadisi şerifler ile de destekleniyor.

Evet bu çağrı gerçektende güzel, islâmın rûhuna uygun ve hattâ elzemdir. Ancak problem olan nokta, “görüş ayrılıklarının hoş görü ile karşılanması gerektiği” kısmındaki ayrılıktan neyin kast edildiğidir. Aynı mesajı verenlerden, ehli sünnet dâhilindeki ihtilaflı meseleleri kast eden samîmî insanlar olduğu gibi, kastı ve niyeti faklı, koyun postuna bürünmüş kurtlarda mevcuttur.

 Bu çağrılarının perde arkasının iyice incelenmesi, amaçlarının ne olduğunun tam olarak tesbit edilmesi şarttır. Zîra İslâmın inanç ve ibâdet sistemine dinamit koymak isteyen bâzı şer odakları, müslümanların içlerinden satın aldıkları yada müslümanlardan gibi görünen âlim görünümlü insanları kullanmaktadırlar.

Onlarda İslâma karşı sürdürdükleri tahrîfat faaliyetlerini yürütürken, kendilerine gelen tepki ve tenkidlere karşı kalkan olarak vahdeti, silah olarak da ilmi kullanmaktadırlar. Bu tepkileri gösteren gerçek ilim sahipleri ise gerek kendileri, gerekse kendilerinin ekip arkadaşı olan provakatörler tarafından “mezhepçi bataklığın leş kargaları, fitneci ve vahdete zarar veren kişiler” ilan edilmektedir. İşte onların bu sözlerini ezberleyen bâzı samîmi, ama cahil müslümanlarda, hakkı savundukları zannı ile papağan misali aynı sözleri  tekrarlamakta ve îtikadlarının boğazına geçirilen ilmiğin farkına varamamaktadır lar.


Bu oyunlar müsteşrikler tarafından asırların verdiği tecrübe ile mükemmel bir şekilde planlanırken , aynı  şer güçleri adına maşa görevini üstlenmiş bu gürûhun  islâm dini üzerindeki tahrîfat ve tehlikesini ise,mâlesef ancak bâzılarının gelenekçi müslüman (yani modernist ve reformist olmayan müslüman) diye isimlendirdiği Ehl-i Sünnet’in ve Selefin izinde gidenler anlayabilmektedir.


Bu noktada uyanık olmak lazımdır. Zîra evvelce belirttiğim gibi, ehli sünnetin inanç ve ibadet sistemi üzerinde oyun oynamaya çalışanların baş vurduğu en önemli taktik ve kullandıkları kalkan, kendilerinin yoluna taş koyan herkesi vahdete mâni olmakla ve fitne çıkarmakla suçlamalarıdır.

Müslümanlara yapılan zulümlerin ve islâma karşı uygulanan planların  karşısında durabilmek  için vahdet sağlanması elbette son derece gereklidir.

Ancak  vahdetin sağlanabilmesi, hem itikâdi, hemde amelî noktada selef ulemâya ve onların ortaya koyduğu klasik fıkha bağlı olmaktan geçer. Aksi halde islâm düşmanlarına tahrîfat için gün doğmuş olur ve müslümanlar arasındaki derin ihtilaflarda aslâ tükenmez. Vahdet için, önce sahabe ve tâbiîn dönemindeki islâm anlayışına, yâni  gerçek mutlak müçtehidlerin tesis ettiği ehli sünnet mezheplerinin yoluna sarılmamız şarttır. Çünki onlar Kur’an ve Sünneti bir usul çerçevesinde değerlendirmiş ve gereken şekilde tahlil ve tasnîf ederek mevzularına  göre müstakil ilimler oluşturmuşlar, böylece  ehli sünnetin yolunu ortaya koşmuşlardır. Günümüzdeki sahte müçtehilerden onları ayıran en  önemli  hasletler  ise, samîmî olmaları, dünyevi çıkarlar peşinde koşmamaları, dinlerini az bir pahaya satmayacak kadar şahsiyetli olmaları, gerçekten içtihad seviyesinde bulunmaları ve kaynağa zaman ve bilgi açısından en yakın olmalarıdır.

Lâkin  islâm dünyasını ehli sünnet çizgisinden  uzaklaştırmaya yemin etmiş olanlar,  bununda önlemini zamanında almış ve selefe tabi olduğunu iddia ederek selefe uymayan birçok îtikadi ve âmeli sapkınlıkları yaymaya çalışan  sahte alimleri piyasaya çıkarmışlardır. Bunların arkasındaki  maddî ve siyasî destek ise  bu faaliyetlerindeki başarılarına büyük katkıda bulunmuştur.

İşte şu yaşadığımız dönemde de aynı oyunlar tükenmiş değil, bilakis ziyadesi ile artmış ve daha ustaca icrâ edilir hale gelmiştir. Hatta inandırıcı olması açısından birbirleri ile muhtelif  noktalarda görüş farklılığı bulunan ilahiyatçılar ve sahte hocalar  piyasaya sürülmüştür. Bu zevât, bir çok ilmî meselede birbirinden ayrılır  gibi görünürken (karşılarında sahâbenin icmâsı ve mütevatir derecesine ulaşmış haberler dâhi olsa) insanları saptırmak istedikleri noktada hep görüş birliğine varmışlardır.

Hattâ utanmadan bu ümmetin karşısına on dört asırlık yanlışları düzeltmiş edaları ile çıkmışlar ve bu manayı çağrıştıran isimlerde kitaplar dâhi neşretmişlerdir. Günümüz  islâm dünyası üzerindeki  bu en sinsi tehlike, müslümanlara yapılan zulüm ve taarruz haberleri ve görüntüleri altında kamufle edilmeye çalışılmaktadır. Yani düşman çok yönlü bir şaşırtma taktiği kullanmakta, oyuna aldanan geniş bir kitlede işin arka planına ve amacına işaret etmeye çalışanları, (böyle vahim bir zamanda) gereksiz işlerle uğraşmakla suçlamaktadır. İşte bu durum onların foyasını ortaya çıkarmak isteyen samimi ilim adamlarının işini hayli zorlaştırmıştır.

Müslümanlar olarak, uyanmanın vakti çoktan gelmiştir. Beyân ettiğimiz mânâda ittifak sağlayamadığımız müddetçe, peşinde koştuğumuz vahdeti yakalamak, küfrün zulmüne dur diyebilmek ve adâlet temeline dayalı bir nizâma kavuşabilmek oldukça zordur. Olanca gayretimizle bu gaye istikametinde çalışmamız son derece gereklidir. Ancak tabelasında vahdet yazan, küfrün önümüze serdiği yollardan olmamak şartı ile…

Hüseyin AVNİ Hocamında dediği gibi ; "Vahdet ama sapıklıkta değil… Birlik, lâkin kurtlarla ve sırtlanlarla değil, asıl hak ve vâcib olan vahdeti dinamitleyenlerle değil… İşleri Ümmet’in vahdetini bozup parçalamak olan şu iblislerin kurnazlığına bakın hele!.. Yavuz hırsızın ev sahibini yakalayıp hırsız ilan etmesi… Hâsılı, “vahdet gerek” şeklindeki “hak söz ile bâtıl murâd edilmekte”dir. Bozguncu sapıklarla vahdete hayır!… Vahdet yaftalı gerçek tefrikaya hayır!..."

Üveys AKI

 

Yorumlar  

 
0 #1 Ömer 2009-05-08 01:12 Ne olursa olsun, müslümanlar bir araya gelemesin, bölük pörçük olsun, asla islam sancağı altında toplanamasın diye yemin etmiş gözüküyorsunuz. Halbuki bütün islam fırkaları kelimei tevhidde ortaktır ve her mezhebin kendi itikadları kendinde baki kalmak kaydıyla güçlerini enerjilerini birleştirebilir islamı ihya ve hakim kılarak küfrün esaretinden kurtulabilirler . İşte tam da bu olmasın diye diğer müslümanların farklı ictihad ve inançlarını bahane ederek islami vahdete asla yanaşmayarak tam bir ******* ***** örneği sergiliyor bulunmaktasınız . Elbette herkes hesabını Allaha verecektir. Alıntı
 
 
0 #2 ebubünyamin 2009-05-09 08:56 Ömer Kardeş, yorumunu belliki makaleyi dahi okummadan yapmışsın. Okumuş olsa idin meselenin özünde vahdeti reddetmeyip tam tersine vahdetin önündeki engelleri, vahdet adı altındaki tuzakları ve vahdetin hangi noktada gerçekleştirilm esi gerektiğini çok güzel ifade etmiş bence makale yazarı. Alıntı
 
 
0 #3 ibrahim tevhidii 2009-06-11 12:11 herkeze benim gibi ol öyle gel demektir bu işin türkçesi

ama bu ancak boş bir hayaldir

Allahında böyle bir emri yoktur!

Alıntı
 
 
0 #4 Molla Fakir 2009-06-20 12:25 Bismillah.

Irakda sünni katliamları yapan abd yanlısı şiiler ile vahdet yaparmısınız.?
abd afganistana işgale gitdiğinde diğer tarafdan agfan köylerini vuran iran şiileri ile vahdet yaparmısınız.

daha geçen gün tv de sahabeye hakaret edip kafir olduklarını ima eden ahmedinejad ile vahdet yaparmısınız.?

ya ülkemizde her türlü sapık görüşleri savunan islamoğlu - karaman - diyalogcular ve türlüsü ile vahdet kurarmısınız.yine bu zatları alim sayıp ehli sünnet alimlerine halkaret eden bazı cahiller ile vahdet yaparmısınız.?

bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

ben kendi adıma böyleleri ile vahdet kuramam..kuranlarlada ve ya kurmaya gayret edenlerede hidayetler dilerim.

benim derdim ehli sünnet itikadını yayılmasına çalışmakdır.derdi bu olmayanla ne birlikdeliğim olacak.?

vahabi şia mutezile binbirtürlü akide sahipleri ile ne vahdeti kuracağım.? onlar kendi sapıklıklarının ihyası için gece gündüz çalışırlarken hemde.

fefhem cidden…

Reddul Muhtar Editörü
Alıntı
 
 
0 #5 ali el askeri 2009-09-16 02:03 mükemmel ve içi dolu bir makale. gerçekten vahdet ancak bu mefhuma iman etmiş olanların yapacağı iştir. yoksa itikadı bozuk ve tarih boyunca eline fırsat geçtiği an ihanet eden ehli bidat ile olmayacağı kesin…saygılar Alıntı
 
 
0 #6 Nusret Güder 2009-10-15 02:48 S A Muhterem MSN ne yorumumu göndereceğim selam ve dua ile Alıntı
 
 
0 #7 İlk Emir 2009-10-21 21:28 Peki Vahdet'i kimle yapacağız . Şu anda ülkemizde gündem de olan Kürt Irkçısı terörsitlerin sınırlardan girişleri söz konusu . Bu insanların ne için çarpıştıkları bellidir , ne için öldükleri bellidir , ne için öldürdükleri bellidir. Bunları veya bunların benzerlerini , din kardeşi olarak addetmek olur mu ? Siz ben veya bir başka müslümanım diyen bunlara kardeş derse haliyle Hazreti Muhammed'i de bunlara kardeş etmiş olur zira Hazreti Muhammed bizlere kardeşinizim demektedir Kur'an da Allah müslümanlar kardeştir demektedir. Bunlarıkardeş edinen Hazreti Muhammed'i sadece bunlara değil bunların önderlerine de kardeş etmiş olur. Hazreti Muhammed ile Apo din kardeşi olabilir mi ? Demin adı İslami olan bir forumdan sırf bu soruları sorduğum için banlandım:( Sizin yorum ve tepkilerinizi bekliyorum.

Selamun Aleyküm :)
Alıntı
 
 
0 #8 Fecir 2009-11-23 18:55 Müslüman birleştirici zihniyeti taşıma mecburiyetinded ir,,elbette ki ayrışmalar ihlas ve şuur yoksulluğunun edalarındandır, ,isimlerimizin, kıyafetlerimizi n,rozetlerimizi n,logolarımızın ve daha birçok görünür yanlarımızın islami çağrışımları ortaya koyması,ayrılık cı,köstekleyici bulanık zihniyetlerin olmadığı anlamında algılanmamalıdı r.
Ehli sünnet çizgisinde görüntü ve söylemlerde olupda islam akidesinden nasibini alamayan zavallı meşrep ve vahdet darbecilerinin yokluğundan bahsedilemiyece yini yukarıdaki makale gayet açık ifade ediyor..
Alıntı
 
 
0 #9 sinanmusab 2009-11-26 17:34 evet vahdet ama kimle ve nasıl.birkere şu bilinmelidir asıl olan ehli sünnettir diğer fırkalar veya onların görüşleri daha sonradan doğmuştur ve vahdet olacaksa bu fırkalar bid'at görüşlerinden dönmeli;sözgeli mi şia sahabeye(r.anhüm)sövmekten ve buna benzer islamla bağdaşmayan sapık itikadlardan vazgeçmeli.hem bu ibrahim tevhidi kardeşin dediği gibi benim gibi ol öyle gel demek değil sahabe gibi ol(inançta)öyle gel demektir.vesselam Alıntı
 
Site içeriğinden alıntı yapacaksanız, lütfen www.darusselam.com şeklinde kaynak belirtiniz.

mod_vvisit_counterBugün315
mod_vvisit_counterDün750
mod_vvisit_counterBu Hafta6116
mod_vvisit_counterBu Ay3570

Kimler Sitede

Şu anda 30 konuk çevrimiçi
Üyeler : 1184
İçerik : 327
Web Bağlantıları : 266
İçerik Tıklama Görünümü : 597410